Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Köşe Yazısı - Koruyucu hekimlik sağlıkta öncü kuvvet - http://www.habergunebakis.com/
   
 

Ali KOPLAY ¬

Ali KOPLAY

 Koruyucu hekimlik sağlıkta öncü kuvvet

 Yazı Boyutu

 Tarih : 29.05.2009 - 02:12:06


Kamu Yönetimi Araştırma Derneği Genel Başkanı Ali Koplay: “Koruyucu hekimlik sağlıkta öncü kuvvet”

 

     Hijyen ve Koruyucu Hekimlik Kürsüsü 1948`de Prof. Dr. Zeki Faik Ural Paşa`nın başkanlığında Cebeci`de oluşturulmuş, Tıp Fakültesi öğrencilerine ilk defa Hijyen ve Epidemiyoloji dersleri verilmeye başlanmıştır. Daha sonra 1967`de Sıhhiye`de Morfoloji binasına taşınmış ve burada öğrenciler için uygulama laboratuarı, kimyasal analiz, su ve besin araştırma üniteleri kurulmuştur.
     Koruyucu hekimlik, esasında halka verilen temel  eğitimle, halkın kendi kendine olan bilinçli beslenmesi ve hastalanmamaya özen göstermesi fikri ile başlar. Ülkemizde insanlar hekimle ancak hasta olduktan sonra tanışıyorlar. Koruyucu hekimliğin temel görevi  insanları hasta etmemektir. Bu bağlamda temel sorular çerçevesinde konuyu açmaya çalışalım.
1-Gelişmiş ülkelerde koruyucu hekimlikle toplumun ilişkisi acaba hangi düzeydedir? Kendi ülkemizle nasıl kıyaslanabilir?
     Koruyucu hekimlik, halkın kendi kendine olan bilinçli beslenmesi ve düzenli yaşam kültürünün oluşmasıyla ve hastalanmamaya özen göstermesi davranışı ile başlar. Bu eğitim gelişmiş ülkelerin sağlık kuruluşları tarafından yurttaşlarına ciddi anlamda veriliyor.
     Gelişmiş ülkelerde ilkokuldan başlayan bir eğitim yaklaşımı var.  Aynı zamanda ailenin içinde de anne baba tarafından çocuklara bu temel sağlık eğitimi  veriliyor. Doğal olarak, eğitim düzeyi yüksek olan aileler, temel sağlık eğitimine daha kolay adapte oluyorlar. Eğitim düzeyi daha düşük olan aileler, sağlık eğitimini benimsemede daha zayıf kalıyorlar. Ayrıca gelir seviyesi düşük olan kesimlerde dengesiz ve düzensiz beslenme kendini daha keskin bir şekilde gösteriyor. Aslında bu durum koruyucu hekimlik açısından çok ciddi bir sorundur. Fakat koruyucu hekimlik olarak yapılması gereken en önemli şey; bunu halkın seviyesine indirgeyip, insanları kendi hayatlarını ve kendi geleceklerini sağlık açısından ele alabilmeleri yanı kendi kontrollerini kendi ellerine alabilmelerini ve korucu hekimliği eğitim yoluyla her bir bireye anlatılarak bu yönde  etkisi olan politikalar geliştirmek olmalıdır.
2-Koruyucu hekimlik olarak neler önerilebilir?
     Genel olarak ele  alınırsa birincisi hayat tarzıdır. İkincisi beslenmedir. Üçüncüsü psikolojik yaklaşım ve  stresten uzaklaşmadır. Bunlardan  en önemlisi hayat felsefesidir. Hayat felsefesi temel olarak düzenlenebilirse öbür ikisi de mutlaka buna bağlı bir şekilde dengeye girecektir. Hayat felsefesinden amaç, kişinin  iç dünyasında dengeli yaşama vurgu yapılmaktadır. Bu bağlamda düzenli sporu günlük yaşama entegre etmek gerekir. Koruyucu hekimlik çerçevesinde spor lüks olmayıp, zaruri bir uğraştır. İnsan vücudunun gereksinimi olan temel ihtiyaçlar düzenli olarak yapılmalıdır. Bu temel sağlığın ve koruyucu hekimliğin bir parçasıdır. Bunlar yaşam tarzı olarak düşünülüp,  biz esas bunu kendimize yaşam tarzı içselliğine dönüştürmeliyiz.
     Bütün bu soruların cevabını kişi iyi bilmelidir. Ben şu anda kendimi daha iyi nasıl besleyebilir veya daha iyi nasıl yaşayabilir hale getirebilirim? Hayatıma nasıl bir egzersiz programını oturtabilirim? Bu sorular mutlaka sorulmalıdır. Kişinin aile öyküsüne dayanılarak bir takım testler önceden yapılmalıdır. Bu çalışmalarda her iki tarafın aile öykülerine dayanarak olabilecek riskler konusunda kişiler bilinçlendirilmelidir. Bu şekilde riskler en aza indirgenebilir.
     Bu aşamalardan sonra, kişilerin kendisini tanımaları ve daha sonra da kendilerine karşı doğru olmaları önerilmelidir. Bir insan bir işi yaparken ben bu hareketi veya davranışı  tamamen yürekten yapıyorum diyebilmelidir. Yoksa ben bunu iç çatışmalar sonucunda birilerinden intikam almak için mi yapıyorum veya birilerinin dengesini bozmak için mi yapıyorum, sorularını kendine sıkı sıkı sormalıdır. Sorularına tatmin edici cevap bulamıyorsa aslında insan  kendine ciddi tahribat yapıyordur. Böylece kişi  iç enerjisini zedelemişte oluyor. Dolayısıyla vücut bir bütün olarak kendi sistemini de zedelemiş oluyor. Bu aşamalardan sonra koruyucu hekimlik görevini tedavi edici hekimliğe bırakıyor. Önemli olan hastalığı  tedavi edici aşamaya getirmemektir.
     İnsanlar davranışlarında şeffaf, açık ve  stresten uzak bir gün geçirmesini kendine kültür edinmelidir. İnsan toplumsal bir varlık olması nedeniyle, sosyal ilişkiler ağını da yapısına uygun olarak kurmalıdır. Ayrıca kendine mutlaka zaman ayırmalıdır.
3-Stresten uzak kalmak ne demektir.? İnsan stresten nasıl uzaklaşır?
    Stres üzerine yapılan araştırmalar stresi, kişisel stres ve iş stresi olarak ikiye ayırmışlardır. Stres insanın belli bir oranda yaşama kamçısıdır.
    Hormonları çalıştırır, insanı ayakta hayatta tutar. Fakat belli bir seviyeden sonra stres sıkıntı vermeye başlar. Bu gerçekte başaramayacağınız bir şeyi başarmaya kalkmaya başladığınız anda ya da onu kafaya sokmaya başladığınız andan itibaren vücutta hormon değişiklikleri başlar. Katekolamin, glukokortikoid dediğimiz hormonlar vücutta yağ dengesini bozar.
    Stres, kolesterolün artmasına neden olduğu gibi, şeker hastalıklarına da neden oluyor. Böbrek dengesizlikleri de hormon dengesizliklerine yol açıyor. Bu dereceye gelen stres son derece zararlı strestir. Sizin kişi olarak stres kaldırma kapasiteniz başkası ile eşit olmayabilir. Bu bir yaşam tarzıdır, yaşam biçimidir.
    Heyecanlar, inişler, çıkışlar hayatımızın bir parçasıdır. Bu sizin kişiliğinizin dengesine uygundur, bir başka kişiyi aynı konsültasyona sokamazsınız. Hayat felsefesi dediğimiz şey; önce kişi kendisini tanımalı ve kendi bünyesinin yapısını bilmelidir. Dolayısıyla kendi bünyesine uygun olanı yapmalıdır. Koruyucu hekimliğinin esas amacı eğitmenlik ve yol göstericiliktir. Koruyucu hekimlik sayesinde çok şey de önceden engellenebiliyor. Mesela bir insanın ailesinde kalıtımsal kolesterol var. Sizde de bunun olması çok muhtemeldir. Doğru bir yaşam biçimi seçerseniz kendinize bu çok az geçebilir, ya da hiç geçmeyebilir. Dolayısıyla size sağlıklı bir hayat tarzı sunulmuş olur. Özellikle 2. tür diyabet, önlenebilir bir hastalıktır. Bu hastalık gereksiz şeylerden ortaya çıkabiliyor. Bu fark edildiği anda hemen önlenmesi mümkün olan bir hastalıktır.
4-Koruyucu Hekimlik Açısından Beslenmenin Önemi Nedir?
Kişiye Özgü Farklılıkları Varmı dır?
    Beslenme insanın hayatta kalmasını sağlayan bir faktördür. Doğal gıdalardan ve doğal beslenme tarzından bu kadar uzaklaşırsak vücut kimyamızı etkileyen bir sürü olay olacaktır. Diyelim ki bir aile çok aşırı pastırma, sucuk proses yemekler tüketiyor, bu kişilerin vücudunda toksik hücrelerin üremesine yol açar. Bu durumda oksidasyon denen olaylar başlayacaktır. Dolayısıyla kanser öncesi hücreler ortaya çıkacaktır. Bu da sizi kaliteli yaşamdan ve çizmiş olduğunuz hedeflerden uzaklaştıracaktır. Onun için dengeli beslenme kişinin maksimum fonksiyonda bulunmanız için ne gerekiyorsa onu yapacak bir destektir. Yani kişinin sağlığıdır.
     İnsanların DNA'ları farklıdır. Bunu  seksiyon olarak düşünmek gerekir. Bazı insanlar doğuştan pasiftir, bazı insanlar diyelim ki aşırı agresiftir, agresif insanlar çok fazla et türü, protein türü şeyler tüketmemelidirler. Daha çok  sebze türü şeyler yemelidirler. Böylece kişinin  agresiflikleri en aza indirgenmiş olacaktır. Gıda ilaç gibidir. Ağzınıza aldığınız her şey hormonlarınızla direk bağlantılı şekilde etki eder. Bir kişi, bünye olarak zayıf bir kişiyse ona güç verici şeyler tavsiye edilebilir. Mesela kuru yemiş tarzındaki badem, ceviz, üzüm gibi hem enerji verici hem de doğal gıdalardır. Çok fazla hayvansal gıda ile beslenmek de doğru değildir. Genel olarak doğal besin tüketilmelidir.
 5- Bu Bağlamda Nasıl Bir  Beslenme Önerilmelidir?
     Öncelikle ailelerin ve okulların çocuklara yeme-içme konusunda doğru seçim yapmayı öğretmeleri gerekir. Her şeyden önce doğal gıdalara yönelmeleri önerilmelidir. Donmuş, konserve, hormonlu hayvan ürünleri, hormonlu sebzeler önerilmemelidir.
 6-Her Hastanede Koruyucu Hekimlik Üzerine Bir Ünite Açılmalı mıdır?
     Koruyucu hekimliğin ve temel sağlığın gerçek anlamda gelişebilmesi için hastanelerde koruyucu hekimlik üzerine bir ünite açılması kaçınılmazdır. Koruyucu hekimlik sağlık eğitimini gerektiren  bir süreçtir. Bu koruyucu hekimlik pek çok sektörün gidişatını da etkileyecektir. Tedavi edici veya ameliyat gibi sonuncu aşamaya gelinmeden, önceden tedbiri alınarak hastalığa dönüşmeden engellendiği için, bazı sektörleri de olumsuz etkileyebilir. Özellikle de medikal ve ilaç sektörünü olumsuz olarak etkiler. Çünkü koruyucu hekimliğin asıl  görevi, İnsanları hasta etmemektir. Hasta olmamalarını mutlak anlamda sağlamaktır. Sağlık sektörü, kendi çıkarını ve rantını düşünmeden bir an önce koruyucu hekimliğin önemini kavramalıdır.
Çünkü insan sağlığı her şeyin önündedir.
     Bu sorulara cevaplar bağlamında; tıp bilimi ne kadar ilerlemiş olsa da yine de hastalıkların çoğu ile baş edilemiyor. Ama hastalıkları önleme hususunda modern tıp hayli yol almıştır. Gelişmiş ülkelerin çoğunda koruyucu hekimlik için büyük paralar harcanmaktadır. Bu ülkelerde koruyucu hekimliğe harcanan paralar akılcı harcama olarak kabul edilmektedir. Koruyucu hekimlik denince akla ilk gelen öncü kuvvet aşılamadır. Aşılanma sayesinde bazı hastalıklara karşı bağışıklık (immünite) kazanılır ve artık o hastalıklarla en az tanışılır. Aşılanmaya bebeklik ve çocukluk çağında başlanması gerekir. Aşılanma programını çocuk hekimleri tesbit eder. Bazı aşıları gençlikte ve daha ileri yaşlarda tekrarlamak gerekir.
Yaygın aşılanma sonucu çiçek hastalığı (variola) tüm dünyada, ortadan kalkmıştır. Ancak bu anlamda olumsuz bir durum ortaya çıkmıştır. Bu  Dünya Sağlık Teşkilâtının çiçeğe karşı aşılanmayı son on yıldır durdurmuş olmasıdır.
Ülkemizde çiçek aşısı yeterince üretilmelidir
     Son 10 yıldır doğan çocuklarda bu çok tehlikeli hastalığa karşı hiçbir korunma yoktur. Birkaç yıl önce   yaşanılan şarbon saldırılarından sonra böyle bir korku yaşanmıştır. Çünkü çoktandır çiçek  aşısı imalâtı da ülkemizde maalesef durdurulmuştur. Ülkemizde çiçek aşısı yeterince üretilmelidir.Bu koruyucu hekimliğin ve temel sağlığın en önemli üretimi olacaktır.Yaygın aşılanma sonucu dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde, bu arada ülkemizde çocuk felci (poliomiyelit) hastalığı da artık en aza indirgenmiştir.
     Kızamık, boğmaca, difteri, kızamıkçık, tetanus aşıları temel sağlığın korunması anlamında Devletin asli görevi olmalıdır. Ülkemizin her köşesinde  ücretsiz olarak uygulanmalıdır. Sağlık Bakanlığı her bebeğe kabakulak, suçiçeği, menenjit, pnömoni, hepatit A ve B aşısı yapmamaktadır. Bunu ailelerin tercihine bırakmıştır. Oysa koruyucu hekimlik her safhada kendini göstermelidir. Bakanlık bu aşıları ailenin tercihine bırakmamalıdır. Devlet vatandaşına hasta olma hakkını tanımamalıdır. Çünkü bunun toplumsal maliyet dönüşümü bireylere ve devlete çok ağır olmaktadır.
Yaşlılar, düşkünler, sigaraya bağlı kronik bronşiti olanlar aşılanmalıdır
     Grip virüsünün birkaç tipi vardır. Her yıl salgına neden olan grip virüsü değişik olabildiği gibi ülkeden ülkeye de farklı virüsler salgın yapabilir. Bizim ülkemizde genellikle Fransız aşıları yapılmaktadır. O yıl hangi virüse karşı aşı hazırlanmışsa onu olmaktayız. Oysaki her virüse karşı aşıyı hazırlamak devletin veya Sağlık Bakanlığının  temel görevi olmalıdır. Sarılık hastalığına yol açan Hepatit A, Hepatit B ve Hepatit C virüsleri ülkemizde çok sayıda  bulunmaktadır. A virüsü oldukça yaygındır. Hepatit A sarılığı genelde hafif geçer, müzminleşmez (kronikleşmez), kandan temizlenir gider. Bu hastalığı geçirmiş olanlar virus taşıyıcısı olmazlar, başkaları için tehlike oluşturmazlar.
Ama her çocuk mutlaka bu aşıyı olmalıdır
     B ve C virüsü ile oluşan sarılık vakaları daha seyrek görülür. Çünkü bu virüsler - A tipinin aksine- hastanın idrarı, dışkısı, tükürüğü ile bulaşmazlar. Ancak kanla temas ve cinsel ilişki yolu ile geçerler. Bu tip sarılıklar seyrek görülür, fakat hastaların % 20 sinde, iyileştikten sonra da hasta kanında kalırlar. Bunlara virüs taşıyıcısı diniliyor. Bu virüs eskiden kan nakilleri ile başkasına geçmekte idi. Bugün artık bu ihtimal yoktur. Kan bankaları ciddî olarak kontrol edilmektedir. Ancak yine de sterilize edilmemiş dişçi âletleri ile, bir kaç kez kullanılan enjektörlerle müşterek kullanılan traş bıçağı, ustura, manikür pedikür âletleri ile ve cinsel ilişki ile başkasına bulaşabilir. B veya C virus taşıyıcısı olan bir hamile, virüsü rahmindeki bebeğe geçirebilir. B virüsüne karşı aşı vardır, fakat C virüsünün aşısı yoktur. Amerika’da doğan her bebeğe B hepatit aşısı zorunludur. Avrupa da ve ülkemizde de B aşısı kampanyası yapılmaktadır. Ancak zorunlu değildir. Bu temel sağlığın korunması anlamında zorunlu olmalıdır.
     Nihai olarak Devlet, temel sağlığın korunmasında ve koruyucu hekimliğin gelişmesinde ciddi tedbirler almalıdır. Bu iki öncü kuvveti Devlet, asli görevleri arasına almalıdır. Sağlık Bakanlığı da kurumsallaşmasını bu doğrultuda yapmalıdır. Bakanlık insanlarımıza her ne olursa olsun hasta olma hakkını asla tanımamalıdır. Bununda çözümü, koruyucu hekimlik ve temel sağlığın korunması ve geliştirilmesidir."
         

 


6043 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  www.ilkercakan.tr.gg

 Kategori ¬ Köşe Yazısı

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

Bütçe dışı fon uygulamaları ve Türkiye Varlık Fonu (2)

 21.08.2017

Bütçe dışı fon uygulamaları ve Türkiye Varlık Fonu (1)

 12.06.2017

Bütçe dışı fon uygulamaları ve Türkiye Varlık Fonu (1)

 12.06.2017

Turgut Özalın kişiliği ve fikirleri (1)

 10.07.2014

Özal dönemi İsrail politikası (2)

 07.06.2014

Özal dönemi İsrail politikası (1)

 15.02.2014

Türkiye-Rusya ekonomik ilişkilerinin siyasete etkisi (3)

 23.08.2013

Türkiye-Rusya ekonomik ilişkilerinin siyasete etkisi (2)

 09.08.2013

Türkiye-Rusya ekonomik ilişkilerinin siyasete etkisi (1)

 04.07.2013

Teknolojik devrim

 10.06.2013

Türk kamu bürakrasisinin yeni yapısı (1)

 21.05.2013

663 Sağlık Bakanlığı Kanun Hükmünde Kararnamenin getirdiği yenilikler

 09.02.2013

Atanmışlar, seçilmişler ve insanlar

 20.12.2012

“Atanmışlar, Seçilmişler ve İnsanlar” Bir bürokratın anıları(4)

 15.10.2012

“Atanmışlar, Seçilmişler ve İnsanlar” Bir bürokratın anıları (3)

 05.09.2012

“Atanmışlar, Seçilmişler ve İnsanlar” Bir bürokratın anıları (2)

 27.07.2012

“Atanmışlar, Seçilmişler ve İnsanlar” Bir bürokratın anıları

 23.06.2012

Ülkemizdeki siyaset kurumunun açmazları ve çözüm önerileri

 14.03.2012

Askeri harcamaların denetimi konusu

 05.12.2011

Ülkemizdeki derneklerin genel görünümü

 22.08.2011

Buhranın kaynağı ve çıkış yolu

 04.07.2011

Koruyucu hekimliğin önemi

 08.06.2011

Atatürk’ün ekonomik görüşleri ve o dönemdeki uygulamalar

 21.04.2011

Düşünce üretiminin önündeki engeller

 15.03.2011

Nevşehir görevimizin ardından

 09.02.2011

Jean Jacques Rousseau’nun devlet yönetimine ve siyaset kurumumuza etkileri

 24.01.2011

Sağlık turizmi

 28.11.2010

Ülkemizdeki siyaset-Bürokrasi ilişkisi

 14.10.2010

Aktif sosyal devlet yaklaşımı

 20.09.2010

Büyük oyunların izdüşümü

 17.08.2010

Ordu görevimizin ardından

 06.05.2010

Van görevimizin ardından

 06.03.2010

Kırklareli görevimizin ardından

 25.12.2009

Ülkemizdeki memur sendikacılığının genel görünümü

 28.11.2009

Ülkemizdeki siyaset kurumun açmazları ve çözüm önerileri

 01.10.2009

Yolsuzluk açısından sağlık sektörüne bakış

 18.06.2009

Giresun görevimizin ardından

 06.06.2009

Ülkemiz seçmeninin anatomisi

 29.05.2009

Koruyucu hekimlik sağlıkta öncü kuvvet

 29.05.2009

Bursa görevimizin ardından

 06.05.2009

Düşünce üretiminin önündeki engeller

 06.05.2009

1876 askeri darbesinden 27 Nisan e-muhtırasına

 06.05.2009

Yeni anayasa için yol haritası

 05.04.2009

 
 SON DAKİKA
 
 

 Duyuru
  HABERGÜNEBAKIŞ FACEBOOKTA  

  HABERGÜNEBAKIŞI DÜNYA DİLLERİNDE OKUMA  

  TÜRKİYE-GÜRCİSTAN HABERCİ GAZETESİNİ JPEG OLARAK OKU  

  Site videosunda Yaşamın İçinden Türkiye Programı fragmanı  

 
 Köşe Yazıları

İlker ÇAKAN

İlker ÇAKAN ¬
“Sanatçı; toplumun dertlerini, sorunlarını algılayan insan demektir”

Yasin TEMİZKAN

Yasin TEMİZKAN ¬
15 Temmuz Demokrasi Zaferi

Prof. Dr.Reşat KASAP

Prof. Dr.Reşat KASAP ¬
Demokrasinin gelişmesinde ve sağlıklı bir toplumun oluşumunda

Doç. Dr. Meral MERT

Doç. Dr. Meral MERT ¬
Şeker hastalığı

Sadullah KAVAK

Sadullah KAVAK ¬
Vatandaş ve insan olmamızın gereği üretmek

İbrahim UYAR

İbrahim UYAR ¬
MÜSİAD Türkiye’de 86, yurtdışında 68 ülkede 181 noktada

Ali KOPLAY

Ali KOPLAY ¬
Bütçe dışı fon uygulamaları ve Türkiye Varlık Fonu (2)

Av. Fatih SARIOĞLU

Av. Fatih SARIOĞLU ¬
Gürcistanda orturum başvurusunun reddine itiraz davası

Prof MuhittinYÜREKLİ

Prof MuhittinYÜREKLİ ¬
Batı

Doç.Dr.Elçin AHMEDOV

Doç.Dr.Elçin AHMEDOV ¬
Ermenistanın devlet terörü politikası ve Azerbaycana karşı saldırganlığının sonuçları

Doç MürtezaHASANOĞLU

Doç MürtezaHASANOĞLU ¬
Dünyanın düzeni nereye gidiyor?

Dr. Emine ÖKSÜZOĞLU

Dr. Emine ÖKSÜZOĞLU ¬
Hz. Peygamber hürmetine, dön yüzünü bana

Abdil KOÇ

Abdil KOÇ ¬
Ne kadar çevreciyiz?

Leman HALİLOVA

Leman HALİLOVA ¬
Kafkasyanın iki önemli stratejik müttefiki

Cemal TUZCUOĞULLARI

Cemal TUZCUOĞULLARI ¬
Yaratıcı muhasebe stratejileri(1)

Hasan AZAKLI

Hasan AZAKLI ¬
Dünyada nadir bir örnek; iki ülke bir gazete, TÜRKİYE-GÜRCİSTAN HABERCİ GAZETESİ

Naile MEMMEDOVA

Naile MEMMEDOVA ¬
Avrupa oyunları; neden Azerbaycan?

Kübra IŞIK

Kübra IŞIK ¬
Aşırı terleme (Hiperhidroz)
 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 16
 Bugün : 104
 Dün : 686
 Toplam : 1085845
 Ip No : 34.237.51.159
     

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam
 Reklam
 Reklam

 



 
 

   © Copyright - 2009- http://www.habergunebakis.com/ - Habergunebakis.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi/kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya yazarlara ait yazılardan dolayı Haber Güne Bakış sorumlu tutulamaz.

Bu site

HABER GÜNE BAKIŞ

altyapısını kullanmaktadır.